İspanya’nın Dünya Kupası Kadrosunda Sürprizler
Dünya Kupaları’na 16 kez katılan İspanya, ilk katılımını ise 1934 Meksika Dünya Kupası’nda gerçekleştirmiştir. Bu turnuvada Çeyrek Final oynama başarısı gösteren İspanya Milli takımının, Dünya …
Bir grupta hem turnuva favorisini hem de geçmişin ağır siklet ekiplerinden birini birden görmek pek sık karşılaşılan bir durum değil. 2026 Dünya Kupası H Grubu, tam olarak bu nadir tabloyu sahaya yansıtıyor. Avrupa şampiyonu İspanya, Marcelo Bielsa ile yeni bir kimlik arayışındaki iki kez Dünya şampiyonu Uruguay, 2022 Katar’da Lionel Messi’nin Arjantin’ini deviren Suudi Arabistan ve henüz beş yüz binlik bir nüfusla ülke tarihinde ilk kez bu sahnede boy gösterecek olan Yeşil Burun Adaları, 15 Haziran’dan 26 Haziran’a uzanan bir takvim içinde aynı kulvarda yarışacak. Maçlar Atlanta, Miami, Houston ve Meksika’nın Guadalajara şehrinde sahne alacak. Özellikle 26 Haziran akşamı Guadalajara’da seyirci karşısına çıkacak İspanya Uruguay maçı, 2026 Dünya Kupası takviminin en çok gündem olan karşılaşmalarından biri olarak şimdiden öne çıkıyor.
H Grubu kağıt üzerinde dengesiz görünse de futbol mantığıyla bakıldığında iki Avrupa Güney Amerika temsilcisinin baskınlığı çok belirgin. İspanya, FIFA dünya sıralamasındaki bir numaralı koltukta turnuvaya geliyor ve doğal olarak grubun seri başı konumunda. La Roja, 2024 Avrupa Şampiyonası’nı kazanarak kıta zirvesindeki yerini sağlamlaştırmıştı; ardından 2023 UEFA Uluslar Ligi şampiyonluğu ve 2025 Uluslar Ligi finali ile çıtayı sürekli yukarı taşıdı. Uruguay ise FIFA sıralamasında onuncu basamağın çevresinde kümelenmiş durumda; iki kez Dünya Kupası kaldırmış olmanın getirdiği gelenek ağır basıyor ama son aylardaki form çıkışı çok parlak değil. Suudi Arabistan otuz beşinci sıralarda yer alırken, Yeşil Burun Adaları ise yetmiş yedinci sıra civarında turnuvanın en küçük nüfuslu takımlarından biri olarak yarışmaya katılıyor.
Geçmiş eşleşmeler de bu grubu daha lezzetli kılıyor. İspanya ile Uruguay daha önce Dünya Kupası tarihinde iki defa karşılaştı; her iki maç da beraberlikle bitti. İlki 1950 Brezilya, ikincisi 1990 İtalya organizasyonlarındaydı. İspanya, Suudi Arabistan ile üç maç oynadı ve sonuncusunda 2018 Rusya’da grup aşamasında 1’0 mağlup olmuştu. Suudiler ile Uruguay arasında da yine 2018’de karşılaştıkları ve La Celeste’nin 1’0 kazandığı bir geçmiş bulunuyor. Yeşil Burun Adaları ise gruptaki diğer üç takımla daha önce hiçbir resmi karşılaşmaya çıkmadı; bu da Atlantik’in bu küçük adasının tarihsel anlamda da yepyeni bir defter açtığının göstergesi.
İspanya, grup maçlarının ikisini Atlanta’daki Mercedes Benz Stadyumu’nda oynayacak. Uruguay’ın iki karşılaşması Miami’deki Hard Rock Stadyumu’nda yapılacak. Yeşil Burun Adaları ile Suudi Arabistan’ın doğrudan eşleşmesi Houston’daki NRG Stadyumu’nda gerçekleşecek; grubun kapanışı sayılan İspanya Uruguay maçı ise Guadalajara’daki Estadio Akron’da seyirci karşısına çıkacak. Bu coğrafi yayılım, takımların seyahat ve iklim adaptasyonu açısından dikkate alması gereken ciddi bir faktör.
Luis de la Fuente yönetimindeki İspanya, son yıllarda dünya futbolunun en disiplinli takımlarından birine dönüştü. Avrupa Şampiyonası kupasını 2024’te havaya kaldıran La Roja, 2025 Uluslar Ligi’nde de finale yükselip ikincilik elde etti. Top hakimiyeti, hızlı yer değiştirme, agresif geri kazanım ve yüksek pres üçlüsü, yarım yüzyıllık Tiki Taka geleneğinin günümüze evrilmiş hali olarak değerlendiriliyor. İspanya tarihinde sadece bir kez kupayı kaldırdı; 2010 Güney Afrika’da Andres Iniesta’nın uzatma dakikalarında attığı altın değerindeki golle Hollanda’yı 1’0 yendiler. 2026 Dünya Kupası, on altı yıllık aradan sonra ikinci yıldıza ulaşmak için en uygun fırsatlardan biri olarak görülüyor.
İspanya’nın hücum hattı, futbolun bugün en çok konuşulan oyuncularından biriyle açılıyor: Lamine Yamal. Henüz on sekiz yaşında olmasına karşın Barcelona forması altında sergilediği performansla Avrupa futbolunun en parlak isimleri arasına girdi. 2024 Avrupa Şampiyonası boyunca turnuvanın en iyi genç oyuncusu ödülünü alan Yamal, sağ kanattaki çalımları, sol ayağıyla yaptığı kontrollü vuruşlar ve kafa kaldırıp pas seçen yaratıcılığıyla rakip savunmaları sıkıntıya sokan bir profil çiziyor. Sol kanatta ise Athletic Bilbao’nun yıldızı Nico Williams aynı tehdidin diğer ucunu oluşturuyor. Yirmi üç yaşındaki Williams, 2024 Avrupa Şampiyonası finalinde İngiltere’ye karşı attığı golle La Roja’yı kupaya taşıyan en kritik isimlerden biriydi.
Real Sociedad’ın tecrübeli kaptanı Mikel Oyarzabal, on numara veya sahte forvet pozisyonunda görev yapacak. Oyarzabal’ın gol vuruculuğu son sezonlarda iyice belirginleşti; Avrupa Şampiyonası finalindeki o kritik galibiyet golü de zaten onun ayağından çıkmıştı. Manchester City’nin İspanyol orta saha generali Rodri, takımın kalbinde yer alıyor. 2024’te Ballon d’Or kazanan Rodri, uzun süreli diz sakatlığını geride bıraktıktan sonra eski formuna döndü ve hem savunma hem de oyun kuruculuk taraflarını birleştiren rolünü sürdürüyor. Barcelona’nın iki yıldızı Pedri ve Pau Cubarsi de takımın hücum ile defans omurgasında kilit isimler. Yirmi iki yaşındaki Pedri, top kontrolü ve oyun zekasıyla Iniesta sonrası dönemin en çok konuşulan adı haline geldi. On dokuz yaşındaki stoper Cubarsi ise Barcelona’da yakaladığı istikrarla milli takımın savunma ekseninde yerini sağlamlaştırdı.
Defansta deneyimli stoper Aymeric Laporte ile Chelsea’nin sol bekı Marc Cucurella görev alacak. Laporte, Suudi Arabistan ligindeki yıllarının ardından Avrupa futboluna dönmüştü ve şu an Athletic Bilbao forması giyiyor. Sağ bek pozisyonunda ise Marcos Llorente’nin tercih edilmesi muhtemel. Athletic Bilbao’nun kalecisi Unai Simon, kale önünde hala tartışmasız bir numara konumunda. Orta sahanın derinliğinde Barcelona’dan Fermin Lopez ve Atletico Madrid’den Alex Baena gibi yetenekli isimler var. Hücum yedeklerinde ise Como forması giyen Alvaro Morata ile Celta Vigo’nun deneyimli forveti Borja Iglesias bulunuyor.
La Roja’nın oyun anlayışı; yüksek pres, hızlı top kazanımı ve geniş kanatlardan derinlik koşusu üzerine kurulu. De la Fuente, takımı çoğunlukla 4’3’3 sisteminde sahaya çıkartıyor ve Yamal ile Williams’ın aynı anda yüksek pozisyonda kalmasıyla rakip yarı sahasında sürekli bir tehdit yaratıyor. Bununla birlikte İspanya’nın en önemli zaafı, geçiş savunmasında yaşanabilecek riskler. Yamal ve Williams gibi iki kanat oyuncusu yüksek pozisyonda kaldığında arkalarında oluşan boşluklar, hızlı kontratak yapan rakipler için fırsata dönüşebiliyor. Uruguay’ın Federico Valverde gibi orta sahadan derinlik koşusu yapabilecek isimleri olduğu düşünülürse, son hafta Guadalajara’daki kapanış mücadelesinde bu zaaf gündemde olabilir. Yine de bahis sitelerinin oranlarına göre İspanya’nın Dünya Kupası şampiyonluğu olasılığı turnuvadaki tüm takımlar arasında en yüksek seviyede. Bu sıralama, La Roja’nın nasıl bir noktada olduğunu açıkça gözler önüne seriyor.
Uruguay, dünya futbolunun en derin köklerinden birine sahip ülke. İki kez Dünya Kupası kaldırmış olmanın gururunu taşıyor. 1930’da turnuvanın ilk şampiyonu, 1950’de ise Brezilya’yı kalbi olan Maracana’da yenerek ikinci şampiyonluğunu kucaklayan La Celeste, son turnuvalarda inişli çıkışlı bir grafik çizdi. 2010 Güney Afrika’da yarı finale yükselip dördüncü oldular, 2018 Rusya’da çeyrek finale çıktılar. Ne var ki 2022 Katar’da grup aşamasını geçemeyerek büyük bir hayal kırıklığı yaşamışlardı.
Mart 2023’te göreve gelen Marcelo Bielsa, Uruguay’a o tanıdık taktik kimliği yeniden kazandırmak için kolları sıvadı. Arjantinli teknik direktör, daha önce Şili milli takımı ile Leeds United gibi farklı durakları olan kariyerinde uyguladığı yüksek baskı ve dikine futbol anlayışını Uruguay’a da taşımak istiyor. Bielsa yönetiminde takım, Güney Amerika elemelerini Arjantin, Ekvador ve Kolombiya’nın ardından dördüncü sırada tamamladı; bu sıralama beş kez Dünya şampiyonu Brezilya’nın bile önünde olmak demekti. Bununla birlikte son maçlardaki form düşüklüğü, takımın turnuvaya bir miktar enerji eksiğiyle girdiğini düşündürüyor.
Uruguay’ın yıldızları arasında Real Madrid forması giyen Federico Valverde başı çekiyor. Yirmi yedi yaşındaki orta saha generali, hem savunma hem de hücum görevlerinde dünya çapında en çok yönlü orta saha oyuncularından biri olarak görülüyor. Valverde’nin uzaktan vuruşları ve agresif çıkışları, Uruguay’ın hücum varyasyonlarında belirleyici bir araç. Barcelona’nın stoperi Ronald Araujo, savunmanın liderliğini üstlenen kritik isim. Yirmi yedi yaşındaki defans oyuncusu, sakatlık geçmişine rağmen takım için adeta vazgeçilmez konumda. Manchester United forması giyen defansif orta saha Manuel Ugarte ise Bielsa’nın baskı oyununa en uygun profillerden biri.
Hücum hattının baş aktörü Darwin Nunez. Liverpool’dan Suudi Arabistan’a transfer olan yirmi altı yaşındaki forvet, Premier Lig’deki inişli çıkışlı performansı geride bırakarak Asya futboluna uyum sağlamaya çalışıyor. Genç forvet Maximiliano Araujo ve Boca Juniors forması giyen yetenekli isimler hücum hattını besliyor. Edinson Cavani’nin emekliliğinin ardından oluşan boşluğu doldurmak ise kolay olmadı. Luis Suarez’in milli takımdan çekilmesi de Uruguay için ciddi bir karakter ve gol vurucu kaybı yarattı.
La Celeste’nin en görünür zaafı, son maçlardaki gol bulamama sorunu. Bielsa’nın talep ettiği yüksek baskı oyunu, takımın orta saha verimliliğine bağlı olarak ya çok başarılı ya da hayal kırıklığı yaratan sonuçlar üretebiliyor. Suudi Arabistan ile oynayacakları açılış maçı, Uruguay’ın kampanyasının yönünü belirleyecek nitelikte. Çünkü ikinci hafta Yeşil Burun Adaları maçı kağıt üzerinde rahat görünse de son hafta İspanya ile sahaya çıkacak olmaları, gruptan çıkma matematiğini ilk iki maçta halletmeleri gerektiğini düşündürüyor.
Suudi Arabistan, Dünya Kupası tarihinde yedinci kez sahne alıyor. 1994 ABD Dünya Kupası’nda son on altı turuna yükselen Suudiler, o organizasyonda Hollanda, Belçika ve Fas ile aynı grupta yer alıp ikinci sırayla bir üst tura çıkmıştı. Saeed Al Owairan’ın o turnuvada Belçika ağlarını havalandıran kendi sahasından başlayan dripling sonrası attığı gol, Dünya Kupası tarihinin en güzel gollerinden biri olarak hala hatırlanıyor. Sonraki organizasyonlarda grup aşamasını geçemeseler de 2022 Katar’da turnuvanın belki de en çok konuşulan sürprizini yarattılar. Lionel Messi’nin Arjantin’ini açılış maçında 2’1 yenmeleri, Suudi futbolu için tarihsel bir an oldu. Ne yazık ki ardından Polonya ve Meksika karşısında alınamayan sonuçlar, gruptan çıkma hayalini sona erdirdi.
Türk futbolseverler için ilginç bir detay da takımın teknik direktör koltuğunda yaşananlar. Hervé Renard’ın 2023’te ayrılmasının ardından Roberto Mancini bir süre görev yaptı. 2026 Dünya Kupası’nda ise Suudiler, yeniden Renard ile yola çıkıyor. Fransız teknik adam, takımı 2022’de Katar’a hazırlayan ismi olarak büyük bir tecrübe taşıyor. Suudi Arabistan’ın yıldızı Al Hilal forması giyen forvet Salem Al Dawsari. Otuz dört yaşındaki tecrübeli oyuncu, Arjantin’e karşı attığı tarihi golle hatırlanıyor. Genç forvet Firas Al Buraikan ile Al Nassr forması giyen tecrübeli orta saha Salman Al Faraj de takımın belkemiği isimleri. Defans hattında Al Hilal’in tecrübeli stoperi Ali Al Bulayhi öne çıkarken, kaleci Mohammed Al Owais kale önünde takımın tartışmasız bir numarası olarak konumlanıyor.
Suudi Arabistan, 2034 Dünya Kupası’na ev sahipliği yapacak olmasının verdiği ek motivasyonla bu turnuvada güçlü bir izlenim bırakmak istiyor. Bahis sitelerinin oranlarına bakıldığında Suudi Arabistan’ın gruptan çıkma olasılığı yüzde otuz bandında değerlendiriliyor. Bu, gerçekçi ama oldukça zorlu bir hedef. AFC üçüncü tur elemelerinde grubu lider tamamlayarak doğrudan turnuva biletini almaları, takımın disiplinli oyun anlayışının somut bir göstergesi olarak yorumlanıyor.
Yeşil Burun Adaları, 2026 Dünya Kupası’na ilk kez katılan üç yeni ülkeden biri. Yaklaşık beş yüz binlik nüfusuyla bu Atlantik Okyanusu adası, Curaçao ve İzlanda’nın ardından Dünya Kupası’nda boy gösteren en küçük nüfuslu üçüncü ülke unvanını taşıyor. CAF D Grubu’nu Kamerun gibi geleneksel bir Afrika gücünün önünde tamamlamaları, takımın bu noktaya nasıl ciddi bir emekle geldiğinin somut göstergesi. Bu sonuç aynı zamanda Afrika futbolunda yaşanan dönüşümün de en güzel örneklerinden biri.
Teknik direktör Pedro Brito Bubista yönetimindeki takım, kompakt savunma ve bireysel becerilere dayanan dengeli bir oyun stilini benimsiyor. Yıldız ismi Lille forması giyen tecrübeli forvet Ryan Mendes. Kaptanlık görevini de üstlenen otuz altı yaşındaki Mendes, takımın hücum lokomotifi konumunda. San Diego FC forması giyen Jamiro Monteiro, orta sahanın yaratıcı ismi olarak öne çıkıyor. Almanya’da Schalke 04 forması giyen Steven Moreira ise defans hattının liderliğini taşıyor. Genç forvet Dailon Livramento, son aylardaki performansıyla takımın umut veren yeni neslinden biri olarak dikkat çekti.
Yeşil Burun Adaları’nın en bariz zaafı, üst seviye rakiplere karşı doksan dakika boyunca disiplini koruyabilme kapasitesinin sınırlı olması. İspanya ve Uruguay gibi takımların hücum kalitesi, eleme sürecinde karşılarına çıkan rakiplerin çok üzerinde. Bahis sitelerinin oranları, Yeşil Burun Adaları’nın gruptan çıkma olasılığını yüzde beşin altında değerlendiriyor. Ne var ki bu takım için asıl kazanım, Dünya Kupası sahnesinde olmanın gururunu yaşamak ve milyonlarca futbolseverin gönlünde unutulmaz bir hikaye bırakmak.
Dünya Kupası grupları içinde H Grubu, sıralama ihtimalleri açısından oldukça net bir tablo sunuyor. İspanya’nın yaklaşık yüzde seksen beş olasılıkla grup birinciliğini kazanacağı öngörülüyor. İkinci sıra için Uruguay yüzde altmış, Suudi Arabistan yüzde otuz, Yeşil Burun Adaları ise yüzde beş bandında değerlendiriliyor. La Roja’nın açılış maçında Yeşil Burun Adaları’na karşı büyük farklı galibiyet alma ihtimali yüzde sekseni rahatça aşıyor. Bu durum, gruptaki gol farkı dengelerini İspanya’nın lehine çevirebilir.
Uruguay açısından kritik veri Suudi Arabistan ile oynayacakları açılış maçı. Bu mücadelede üç puan almaları, ikinci sıra hedefi için neredeyse zorunlu. Açılışı kaybederlerse ya da puan kayıpları yaşarlarsa, son hafta Guadalajara’daki İspanya kapanışı imkansıza yakın bir görev haline gelebilir. Suudi Arabistan ise hem Uruguay maçında alacağı iyi bir sonuç hem de Yeşil Burun Adaları karşısında üç puan toplayarak gruptan çıkma yarışına ortak olmaya çalışacak.
Eşleşme matematiği de bir başka önemli detay. H Grubu birincisi son 32 turunda J Grubu ikincisiyle karşılaşacak. İspanya’nın grup birincisi olması durumunda Avusturya, Cezayir veya Ürdün’den biriyle eşleşmesi söz konusu. J Grubu’nun favorisi Arjantin’in grup birincisi olması beklendiği için, La Roja’nın ikinci tur eşleşmesinden büyük bir tehlike beklentisi yok. FIFA’nın yeni eşleşme yapısı, en yüksek sıralamadaki dört takımın yani İspanya, Arjantin, Fransa ve İngiltere’nin yarı finale kadar birbirleriyle karşılaşmamasını sağlayacak şekilde kurgulandı.
H Grubu’nun maçları üç farklı ülkede ve dört farklı stadyumda oynanacak. Açılış mücadeleleri 15 Haziran 2026 Pazartesi günü sahne alacak. İspanya ile Yeşil Burun Adaları, Atlanta’daki Mercedes Benz Stadyumu’nda Doğu saatiyle 12.00, Türkiye saatiyle 19.00’da karşılaşacak. NFL takımı Atlanta Falcons’un kullandığı bu modern stadyum, yaklaşık yetmiş bin kişilik kapasitesi ve kapanır çatı sistemiyle her hava koşuluna uygun bir yapıya sahip. Aynı gün Suudi Arabistan ile Uruguay, Miami’deki Hard Rock Stadyumu’nda Doğu saatiyle 18.00, Türkiye saatiyle ertesi gün 01.00’de seyirci karşısına çıkacak. Hard Rock Stadyumu, NFL takımı Miami Dolphins’in evi olarak yaklaşık altmış beş bin seyirci kapasitesine sahip.
İkinci hafta maçları 21 Haziran 2026 Pazar günü oynanacak. İspanya ile Suudi Arabistan, yine Mercedes Benz Stadyumu’nda Doğu saatiyle 12.00, Türkiye saatiyle 19.00’da başlayacak. Aynı gün Uruguay ile Yeşil Burun Adaları, Hard Rock Stadyumu’nda Doğu saatiyle 18.00, Türkiye saatiyle ertesi gün 01.00’de karşı karşıya gelecek. Bu programlama, İspanya ile Uruguay’ın gruptaki ilk iki maçını aynı stadyumda oynamalarını sağlıyor. Bu tablo takımlara saha alışkanlığı bakımından küçük ama gözden kaçmayacak bir avantaj sunuyor.
Üçüncü ve son hafta maçları 26 Haziran 2026 Cuma günü eş zamanlı oynanacak. Yeşil Burun Adaları ile Suudi Arabistan, Houston’daki NRG Stadyumu’nda; Uruguay ile İspanya ise Guadalajara’daki Estadio Akron’da Doğu saatiyle 20.00, Türkiye saatiyle ertesi gün 03.00’te başlayacak. Estadio Akron, Meksika’nın Chivas takımının kullandığı yaklaşık kırk altı bin kişilik bir stat. İspanya Uruguay maçının Meksika topraklarında oynanacak olması, hem tarihsel anlam hem de iki Latin futbol kültürünün buluştuğu atmosfer açısından özel bir önem taşıyor. Bu mücadele, H Grubu’nun ve hatta belki de tüm grup aşamasının en çok izlenmesi beklenen Dünya Kupası maçları arasında öne çıkıyor.
H Grubu’nun maçları farklı zaman dilimlerinde oynanacağı için Türk futbolseverler için takip programı çeşitlilik gösterecek. Bazı maçlar akşam erken saatlerde, bazıları gece yarısından sonra ekrana gelecek. Uruguay İspanya kapanış maçının saat 03.00’te başlayacak olması, sabaha karşı uyanık kalmayı gerektiren bir program sunacak. Ne var ki yıldız oyuncuların ve büyük takımların buluştuğu bu mücadeleler için futbolseverler bu fedakarlığa kolaylıkla razı olacaktır.
İspanya, UEFA elemelerinin E Grubu’nu Türkiye, Gürcistan ve Bulgaristan ile paylaştı ve grubu mağlubiyetsiz lider tamamladı. La Roja, sekiz maçta yedi galibiyet ve bir beraberlik alırken yirmi üç gol attı, kalesinde sadece üç gol gördü. Bu istatistikler takımın hem hücum hem de savunma anlamında ne kadar baskın olduğunu net biçimde gösteriyor. Türkiye ile İspanya arasında oynanan iki maçta La Roja, Konya’da 6’0 kazanmış, ancak Sevilla’da Türk Milli Takımı’na karşı oynadığı karşılaşmada zorlanmıştı.
Uruguay’ın Güney Amerika elemeleri yolculuğu beklenmedik bir sıralamayla noktalandı. CONMEBOL’ün on sekiz maçlık yarışında La Celeste, Arjantin, Ekvador ve Kolombiya’nın ardından dördüncü sırayla otomatik kotayı aldı. Bielsa yönetimindeki takım, Brezilya’yı bile geride bıraktı. Bu sonuç hem Uruguay’ın yetenek havuzunun gücünü hem de Brezilya’nın geçirdiği zorlu dönemi yansıtıyor. Hazırlık maçlarında karşılaştığı rakiplere karşı sergilediği orta seviye performans, Bielsa’nın taktik ayarlamaları üzerinde hala çalışması gerektiğini düşündürüyor.
Suudi Arabistan, AFC üçüncü tur elemelerinin C Grubu’nu Avustralya, Bahreyn, Endonezya ve Çin ile paylaştı. Grupta birincilik elde ederek doğrudan Dünya Kupası vizesini alan Suudiler, on maçta altı galibiyet, üç beraberlik ve yalnızca bir mağlubiyetle puan tablosunun en üstünde yer aldı. Hervé Renard’ın geri dönüşü, takımın taktik disiplinini güçlendiren bir etken olarak değerlendiriliyor.
Yeşil Burun Adaları’nın yolu ise CAF elemelerinin D Grubu’ndaki başarılı performansla şekillendi. Kamerun, Libya, Angola, Eswatini ve Mauritius ile yer aldıkları grupta lider tamamlamaları, Afrika futbolunda devrim niteliğinde bir sonuç olarak yorumlandı. On maçta yedi galibiyet, iki beraberlik ve sadece bir mağlubiyetle yirmi iki puan toplayan Atlantik Adası temsilcisi, Dünya Kupası tarihindeki yerini böylece resmen kazandı.
H Grubu için en olası senaryo İspanya’nın grup birincisi, Uruguay’ın ise grup ikincisi olarak çıkması yönünde. Ne var ki bu öngörü sürpriz sonuçların kapısını tamamen kapatmıyor. Uruguay’ın son dönem form düşüşü ve Suudi Arabistan’ın 2022’deki Arjantin sürprizinde gösterdiği potansiyel, ikinci sıradaki yarışı karmaşık hale getirebilir. Eğer Suudi Arabistan açılışta Uruguay’ı yener veya beraberlik alırsa, Yeşil Burun Adaları maçında alınacak galibiyetle hesaplar değişebilir.
İspanya tarafında beklenti net: kupayı kaldırmak. Yamal, Pedri, Rodri, Cubarsi ve Williams’ın oluşturduğu genç ile deneyimli karışım, La Roja’yı turnuvanın en güçlü adayı yapıyor. De la Fuente’nin oyun anlayışı, modern futbolun gerektirdiği baskı, top hakimiyeti ve hızlı geçişleri bir arada başarıyla harmanlıyor. En önemli zaaf olarak değerlendirilen geçiş savunması, Yamal’ın savunma görevlerinde gelişme göstermesi ve Cubarsi ile Laporte’un saha hızının yeterli olması durumunda telafi edilebilir.
Uruguay için bu turnuva, Bielsa projesinin ilk gerçek sınavı niteliğinde. Arjantinli teknik direktör, takımı Suudi Arabistan’a karşı güçlü bir başlangıç yaparak gruptan çıkma yolunda ilerletmek istiyor. Federico Valverde’nin orta sahadaki etkinliği, Araujo’nun savunmasal liderliği ve Darwin Nunez’in gol bulması, La Celeste’nin başarısının üç temel direği olarak öne çıkıyor.
Suudi Arabistan açısından bu turnuva, 2034 Dünya Kupası ev sahipliği öncesinde uluslararası düzeyde önemli bir prestij testi. Renard’ın taktik yaklaşımı, takımın direnç kapasitesini en üst seviyeye çıkartabilir. Yeşil Burun Adaları için ise hedefler tamamen sembolik. Sahaya çıkacakları her dakika, ülke için tarihsel bir gurur kaynağı olacak. Toplamda H Grubu, 2026 Dünya Kupası takvimindeki en dengesiz görünen ama bir o kadar da zengin gruplardan biri olarak kayıtlara geçiyor. İspanya’nın güçlü adaylığı, Uruguay’ın geleneksel ağırlığı, Suudi Arabistan’ın sürpriz potansiyeli ve Yeşil Burun Adaları’nın tarihsel yolculuğu, futbolseverlere zengin bir mücadele programı vaat ediyor.
Türk futbolseverler için 2026 Dünya Kupası H Grubu maçları da TRT1 ve TRT Spor kanallarında şifresiz olarak yayınlanacak. İspanya gibi turnuvanın en güçlü adaylarından birinin bu grupta yer alıyor olması, Türk seyircisi açısından H Grubu’na yönelik ilgiyi ciddi ölçüde artıracak bir faktör. Dünya Kupası canlı yayın akışı, Lamine Yamal, Pedri, Rodri ve Nico Williams gibi futbolseverlerin yakından takip ettiği yıldızların performanslarını izlemek isteyenler için kesintisiz bir hizmet sunacak. Eş zamanlı oynanacak son hafta maçlarından öne çıkan İspanya Uruguay karşılaşması TRT1’de, Yeşil Burun Adaları Suudi Arabistan maçı ise TRT Spor’da yayınlanacak.
Dünya Kupası canlı maç yayınlarını dijitalden takip etmek isteyen kullanıcılar için iyi bir haber daha var: TRT’nin dijital platformu Tabii üzerinden de bütün karşılaşmaları izlemek mümkün. Bilgisayar, akıllı telefon ve tablet üzerinden uygulamayı indirip kayıt olan herkes, H Grubu maçlarını canlı şekilde takip edebilecek. Maç saatleri Türkiye saatiyle değerlendirildiğinde, açılış mücadelesi olan İspanya Yeşil Burun Adaları karşılaşması saat 19.00’da ekrana gelecek. Bu saat dilimi Türk seyircisinin futbol takip alışkanlıkları için son derece uygun. Suudi Arabistan Uruguay maçı sabaha karşı 01.00’de, İspanya Suudi Arabistan karşılaşması ise akşam 19.00’da oynanacak. Eş zamanlı oynanacak son hafta maçlarının saat 03.00’te başlayacak olması, futbol tutkunları için sabaha karşı ekran başına geçmeyi gerektirecek.
TRT’nin turnuva boyunca sunacağı içerik paketi sadece canlı yayınlarla sınırlı kalmayacak. İspanya’nın Tiki Taka geleneğinin günümüze evrilmiş halini inceleyen analiz programları, Bielsa’nın Uruguay’a yön veren felsefesini ele alan değerlendirmeler ve Yeşil Burun Adaları’nın Atlantik Okyanusu’ndan büyük arenaya uzanan yolculuğunu konu alan belgeseller, H Grubu özelinde sunulacak içerikler arasında yer alacak. Bizim Çocuklar’ın D Grubu maçlarına ek olarak H Grubu da Türk futbolseverler için takip edilesi bir alan olacak. Özellikle İspanya’yı izleme fırsatı, Avrupa elemelerinde milli takımımızın da rakibi olmuş olması nedeniyle ekstra ilgi uyandıracak. Böylece Dünya Kupası maçları, TRT ekranlarında turnuvanın tüm boyutlarını kapsayan zengin bir yayın akışıyla futbolseverlerin günlük programının merkezine yerleşecek. Dünya Kupası 2026 grupları arasında belki de en çok ilgiyi çekecek olan bu kulvar, sahaya yansıyacak hikayelerle birlikte unutulmaz anlar üretmeye aday görünüyor.
Dünya Kupaları’na 16 kez katılan İspanya, ilk katılımını ise 1934 Meksika Dünya Kupası’nda gerçekleştirmiştir. Bu turnuvada Çeyrek Final oynama başarısı gösteren İspanya Milli takımının, Dünya …