2026 FIFA Dünya Kupası Meksika Oynanacak Mı
Dünya futbolu geçen hafta oynanan bir maç dolayısıyla 2026 FIFA Dünya Kupası ve onun Meksika’daki geleceğini tartışıyor. Bilindiği gibi spor ve şiddet tarih boyunca ne …
Futbol dünyasının dört yılda bir kalbinin attığı o büyük organizasyon, bu kez tarihinin en geniş katılımlı turnuvası olarak kapımıza dayanıyor. 2026 Dünya Kupası, ilk defa kırk sekiz takımın boy göstereceği bir formatla futbolseverlerin karşısına çıkacak. Amerika Birleşik Devletleri, Kanada ve Meksika’nın birlikte ev sahipliği üstlendiği bu dev organizasyon, 11 Haziran 2026 tarihinde start alacak ve 19 Temmuz 2026 günü New Jersey’deki MetLife Stadyumu’nda oynanacak finalle perdelerini kapatacak. Dünya Kupası grupları arasında en çok merak edileni ise hiç kuşkusuz ev sahibi Meksika’yı, Güney Afrika’yı, Güney Kore’yi ve Çekya’yı bir araya getiren A Grubu. Açılış maçına da ev sahipliği yapacak olan bu grup, turnuvanın ilk heyecanını bizlere yaşatacak adres konumunda. A Grubu, dört ayrı kıtadan dört farklı ekibi aynı potada eritmesiyle taktiksel açıdan oldukça zengin bir mücadeleye sahne olmaya hazırlanıyor. Toplamda yüz dört maçın oynanacağı bu büyük şölende A Grubu, hem ev sahipliği avantajı hem de takımların farklı futbol kültürlerini yansıtması sebebiyle özel bir konuma sahip. Bu yazımızda 2026 Dünya Kupası A Grubu hakkında merak edilen her ayrıntıyı, takımların güçlü ve zayıf taraflarını, parlayan yıldızlarını, eleme yolculuklarını ve maç takvimini sizler için derledik. Dünya Kupası canlı yayın bilgileri ve maç saatleri de yazımızın içerisinde yer alıyor.
2026 Dünya Kupası A Grubu, ilk bakışta dengeli bir tablo çizse de işin aslına bakıldığında ev sahibi Meksika’nın açık bir şekilde öne çıktığı bir manzara sunuyor. Dört ayrı kıtadan dört farklı ekibin yer aldığı bu grup, futbolun küresel doğasını gerçekten en iyi yansıtan bölümlerden biri olarak değerlendiriliyor. CONCACAF temsilcisi Meksika, Afrika’dan Güney Afrika, Asya’dan Güney Kore ve Avrupa’dan Çekya, 2026 Dünya Kupası sahnesinde unutulmaz bir grup mücadelesi sergileyebilmek adına uzun bir hazırlık dönemi geride bıraktı. Grubun en ilgi çekici noktası, takımlar arasındaki tarihsel karşılaşmaların oldukça az olması ve bu durumun sahaya taktiksel sürpriz unsuru taşıyacak olmasıdır. Söz gelimi Meksika ile Güney Afrika geçmişte yalnızca dört defa rakip oldu; sonuncusu 2010 Dünya Kupası açılış müsabakasında yaşandı ve iki ekip 1-1 berabere kalmıştı. Bu maçın aradan tam on altı yıl geçtikten sonra yeniden oynanacak olması, futbol tarihi adına ilginç bir tesadüf olarak kayıtlara geçiyor. Çekya ile Meksika arasındaki tek karşılaşma 2000 senesinde gerçekleşti ve Çekler sahadan 2-1 galip ayrıldı. Çekoslovakya bayrağı altında ise iki ekip 1962 Dünya Kupası’nda karşı karşıya gelmiş, Çekoslovakya on beşinci saniyede gol bulup turnuva tarihinin ikinci en hızlı golüne imza atmıştı. Ne var ki o maçı Meksika 3-1 kazanmayı bilmişti. Güney Kore ile Çekya arasında ise resmi anlamda neredeyse hiç karşılaşma yaşanmamış olması, taraftarlar açısından ekstra bir merak konusu oluşturuyor.
Yeni format gereği her gruptan ilk iki sırayı kapan takımlar bir sonraki tura doğrudan yükselirken, en iyi sekiz üçüncü ekip de turnuvada yola devam etme hakkı elde edecek. Bu sistem, 2026 Dünya Kupası puan sıralamaları açısından her ekibe somut bir hareket alanı tanıyor ve A Grubu’ndaki üç takımın bir üst tura çıkma ihtimalini gerçekçi kılıyor. Grubun favori takımı Meksika olarak öne çıkarken, ikinci sıra mücadelesinde Güney Kore ile Çekya arasında çetin bir kapışma bekleniyor. Güney Afrika ise on altı yıllık bir aranın ardından geri döndüğü bu büyük arenada sürpriz yaparak adından söz ettirmeye niyetli görünüyor. Genel kanı, grubun hem fiziksel mücadelesi yüksek hem de teknik yönden keyifli müsabakalara ev sahipliği yapacağı yönünde toplanıyor. Ayrıca bu grupta yer alan dört ekibin de oyun anlayışı bakımından farklı yaklaşımlara sahip olması, taktik çeşitliliği artıran kayda değer bir faktör. Meksika hızlı ve teknik bir oyun ortaya koyarken, Güney Kore baskı futbolunu benimsiyor. Çekya fiziksel ve duran top odaklı bir tarz sergilerken, Güney Afrika kontrataklarla rakibini şaşırtmak istiyor. TRT1 ve TRT Spor ekranlarında Türkiye saatiyle takip edilebilecek bu maçlar, futbolseverlere keyifli anlar vaat ediyor.
Grubun bariz favorisi konumunda Meksika gösteriliyor. Ev sahibi olmanın getirdiği taraftar coşkusu, iklim faktörü ve Estadio Azteca gibi efsanevi mekanlarda ter dökecek olmaları, El Tri’ye büyük bir psikolojik üstünlük kazandırıyor. Javier Aguirre yönetimindeki Meksika, 2025 senesinde hem CONCACAF Uluslar Ligi’ni hem de Altın Kupa’yı müzesine koyarak son yılların en başarılı ekiplerinden biri olduğunun altını çizdi. Bu iki kupa, takımın hem zihinsel hem de taktik bakımdan kazanma alışkanlığını perçinledi. Meksika tarih boyunca ev sahibi olarak ağırladığı turnuvalarda en parlak performanslarını sergilemiş, 1970 ve 1986 Dünya Kupalarında çeyrek finale yükselmeyi başarmıştı. 2026 yılında ise futbol meraklıları, ülkenin yeniden bir “beşinci maç” rüyasını gerçeğe dönüştürüp dönüştüremeyeceğini büyük bir merakla takip ediyor. Meksika futbol tarihinde son sekiz Dünya Kupası organizasyonuna katılım sağladığından, deneyim açısından da grupta açık ara önde duruyor. Aguirre’nin önceki iki Dünya Kupası’nda da Meksika’yı son on altı takım arasına taşımış olması, bu defa daha ileri bir yere ulaşma arzusunu daha da kamçılıyor.
Güney Kore, ikinci favori sırasında konumlanıyor. Hong Myung-bo komutasındaki Taegeuk Savaşçıları, Asya elemelerinde mağlubiyet yüzü görmeden tamamladığı kampanyayla turnuvaya geliyor. Yıldız oyuncu Son Heung-min’in liderliğinde takım, Asya futbolunun en istikrarlı temsilcilerinden biri olduğunu bir kez daha kanıtlamış oldu. Güney Kore, 1986’dan günümüze kesintisiz on bir Dünya Kupası tecrübesi yaşamış olup, sadece beş ülke daha üstün bir art arda katılım rekoruna sahip durumda. Çekya ise Avrupa play-off’larında İrlanda ve Danimarka’yı eleyerek tam yirmi yıllık özlemine son vermesiyle gözleri üzerine topluyor. Patrik Schick ile Tomas Soucek gibi tecrübeli isimleri kadrosunda barındıran Çek ekibi, fiziksel güçlü oyun yapısıyla rakiplere zorlu dakikalar yaşatabilecek nitelikte. Çekya tarihsel anlamda Çekoslovakya bayrağı altında iki kez Dünya Kupası finali oynamış ve Avrupa futbolunun köklü ekipleri arasında konumlanan bir takım. Güney Afrika ise grubun deneyim açısından en geride kalan ekibi olarak görülse de, Hugo Broos’un disiplinli el yordamı sayesinde sürpriz yapacak potansiyele sahip bulunuyor. Broos’un 2017 Afrika Uluslar Kupası’nı Kamerun ile kaldırmış olması, kupa atmosferinde nasıl iş çıkarabileceğinin en net göstergesi olarak dikkat çekiyor. Dünya Kupası canlı maç yayınları sayesinde tüm bu mücadeleleri en ufak ayrıntısına kadar izlemek mümkün olacak.
Dünya Kupası maçları yaklaştıkça istatistikler ve geçmiş performanslar daha da değer kazanıyor. Meksika’nın bir üst tura yükselme olasılığı, bahis sitelerinin ve uzmanların öngörülerine göre yüzde sekseni rahatlıkla aşıyor. Bunun temel nedeni hem ev sahibi avantajı hem de son iki sene içinde kazanılan kupalar olarak gösteriliyor. Aguirre dönemine bakıldığında Meksika’nın 2025 takvim yılında çıktığı maçlarda yüzde altmış beş üzerinde galibiyet oranı yakaladığı görülüyor. Üstelik Estadio Azteca’da sahaya çıkacakları açılış müsabakası ve son grup maçı, takımın taktik açıdan büyük bir rahatlık yaşamasını sağlayacak. İstatistiksel olarak ev sahibi takımların grup aşamasını geçme oranı tarih boyunca yüzde doksanın üzerinde kaldı; bu durum Meksika için somut bir veri olarak karşımıza çıkıyor. Bunun yanı sıra Meksika’nın eleme süreçlerinde yenilgi yaşamamış olması ve büyük turnuvalarda art arda kupalar kaldırması, motivasyonel açıdan da takımı diğer rakiplerinin önüne taşıyor.
Güney Kore’nin elemelerdeki performansı da göz dolduran cinsten. Asya elemelerinin üçüncü turunda altı galibiyet ve dört beraberlik elde eden takım, hiç yenilgi yaşamadan turnuvaya katılım hakkı elde etti. Son Heung-min’in elemelerde kaydettiği on gol, Asya bölgesinin ortak ikinci en iyi gol kralı olmasını beraberinde getirdi. Üstelik Güney Kore eleme yolculuğu boyunca yedikleri gol sayısının düşüklüğüyle de dikkat çekiyor. Bu tablo, Hong Myung-bo’nun savunma odaklı taktik anlayışının ne denli verimli olduğunun resmidir. Çekya ise grup elemelerinde Hırvatistan’ın hemen ardından ikinci basamağa yerleşerek play-off’a kaldı. Burada İrlanda karşısında iki gol geriye düşmesine rağmen müthiş bir geri dönüşle penaltılarla turladılar; sonrasında ise Danimarka’yı yine penaltı atışlarıyla saf dışı bıraktılar. Bu iki sınavda Çekya’nın baskı altında dağılmadığı ve mental anlamda sağlam olduğu açıkça görüldü. Çekya ayrıca eleme grubunda Cebelitarık’ı 6-0, Karadağ’ı 2-0 yenerek hücum gücünü de masaya yatırdı. Güney Afrika ise Afrika elemelerinin C Grubu’nu on maçta on sekiz puanla zirvede tamamlayarak Nijerya gibi köklü bir gücü arkasında bıraktı. Sayısal verilere bakıldığında Meksika ve Güney Kore’nin doğrudan ikinci tura çıkma ihtimalleri en yüksek görünüyor. Çekya ile Güney Afrika ise üçüncülük üzerinden de yola devam etme şansını koruyor. Uzmanların büyük bölümü, grubun ilk iki basamağını Meksika ile Güney Kore’nin paylaşacağı görüşünde olsa da, Çekya’nın direnci ve Güney Afrika’nın sürpriz yapma potansiyeli her zaman göz önünde bulundurulmalı.
Meksika’nın yıldız ismi tartışmaya yer bırakmayacak şekilde Raul Jimenez. Otuz dört yaşındaki Fulham forveti, milli formayla yüzü aşkın maça çıkmış ve kırk dördün üstünde gole imza atmış bir isim. 2025 senesi boyunca milli takımının attığı yirmi iki golden dokuzunda parmağı bulunan Jimenez, takımın kupalardaki başarısının arkasında duran en etkili oyuncu olduğunu açıkça gösterdi. Premier Lig’de Fulham forması altında yirmi beş maçta dokuz gol kaydetmesi, formunun zirvesine doğru emin adımlarla yürüdüğünün resmidir. Jimenez ayrıca 2025 Uluslar Ligi yarı finalinde ve finalinde ikişer gol bularak kupa zaferine damgasını vurdu. Takım kaptanı Edson Alvarez ise doksan beş maçla milli formanın orta saha lideri konumunda; West Ham’daki tecrübesi ve savunmaya yaptığı katkı, Meksika’nın orta sahasını sağlam tutuyor. Alvarez, 2025 Altın Kupa finalinde Amerika Birleşik Devletleri filelerini havalandıran isim olarak da hafızalara kazındı. On yedi yaşındaki Gilberto Mora, Altın Kupa finalinde ilk on birde sahaya çıkarak Meksika futbolunun gelecek vaat eden yetenekleri arasında olduğunun ipuçlarını verdi. Mora’nın turnuva esnasında henüz on sekizine bile basmamış olacağı düşünüldüğünde, onu turnuvanın en taze yıldız adaylarından biri yapan bir tablo ortaya çıkıyor. Kırk yaşındaki kaleci Guillermo Ochoa ise altıncı Dünya Kupası tecrübesi yaşama rekoruna ortak olabileceği bir turnuvaya hazırlanıyor. Bu rekoru yalnızca Lionel Messi ile Cristiano Ronaldo paylaşabiliyor şu anda. AC Milan forveti Santiago Gimenez ise yedek seçenek olarak takıma gol katkısı sunabilecek değerli bir alternatif görüntüsü çiziyor.
Güney Kore’nin can damarı Son Heung-min, Tottenham’da geçirdiği yıllarda dört yüz elli dört maçta yüz yetmiş üç gol ve yüz bir asistle Asya futbolunun en başarılı oyuncularından biri konumuna geldi. 2021/22 sezonunda Premier Lig Altın Ayakkabı’sını kazanan Son, milli formayla yüz kırk birin üstünde maça çıkarak ülkesinin en çok forma giyen oyuncusu unvanını kaptı. Bunun yanında Güney Kore’nin tüm zamanların en golcü oyuncusu rekoruna yalnızca dört gol mesafede bulunması, bu turnuvada söz konusu rekoru kırma şansına sahip olduğunu gösteriyor. 2025 senesinde Los Angeles FC’ye imza atması, dördüncü Dünya Kupası tecrübesine en üst formla gelmek adına stratejik bir hamle olarak yorumlanıyor. Bayern Münih stoperi Kim Min-jae, milli formayla yetmiş beş maça çıktı ve Napoli ile Serie A şampiyonluğu yaşayıp sezonun en iyi defans oyuncusu seçildi. Bayern Münih’te Bundesliga ve kupa zaferleri elde eden Kim, Avrupa’nın en iyi stoperleri sıralamasında üst sıralarda gösteriliyor. Paris Saint-Germain’in atan adamı Lee Kang-in ise yaratıcılığı ve top sürme becerisiyle takıma farklı bir boyut katıyor. 2019’dan beri milli formayı taşıyan Lee, kırk dört kez forma giydi ve takımın hücum varyasyonlarında kilit isim haline geldi. Wolverhampton Wanderers’ın hücum oyuncusu Hwang Hee-chan da hızı ve doğrudan oyun yorumuyla Güney Kore atak hattının önemli yapı taşları arasında yer alıyor.
Çekya’nın en parlak ismi Patrik Schick, Bayer Leverkusen ile Bundesliga şampiyonluğu yaşamış tecrübeli bir santrfor. Milli formayla elli maçta yirmi dört gol kaydeden Schick, eleme kampanyasında dört gol bularak ekibin en üretken oyuncusu oldu. Otuz yaşındaki forvet, 2020 Avrupa Şampiyonası’nda orta saha çizgisinden çıkarttığı muazzam vuruşla “turnuvanın golü” ödülünün sahibi olmuştu. Kaptanlık görevini elemelerin son etabında devralan Ladislav Krejci, Wolverhampton Wanderers’ta Premier Lig deneyimini biriktiriyor. Krejci, sezon süresince yirmi bir Premier Lig maçında forma giyerek kondisyonunu en üst noktada tutmayı becerdi. West Ham’ın orta saha oyuncusu Tomas Soucek ise hem fiziksel gücü hem de ceza sahasına yaptığı geç koşularla rakiplere zor anlar yaşatıyor. Eleme süreci içinde bir dönem kaptanlık bandı kolundan alınmış olsa da, Soucek hala takımın orta saha lideri pozisyonunda bulunuyor. Lyon forması taşıyan Lukas Provod, geçen sezon on beş gol ile on asistle Fransa’da etkileyici bir performans sergiledi; bu rakamlar onu takımın en yaratıcı ismi haline taşıyor. Bayer Leverkusen kalecisi Matej Kovar ise eleme kampanyasında her maçta forma giyerek kale önündeki yerini iyice sağlamlaştırdı.
Güney Afrika tarafında ise Lyle Foster sivriliyor. Yirmi beş yaşındaki Burnley forveti, milli formayla otuz maçta on gol bularak Bafana Bafana’nın en büyük gol umudu olarak öne çıkıyor. Premier Lig deneyimi sayesinde takımın hücum kalitesini bir tık yukarı taşıyor. Foster, 2025 Afrika Uluslar Kupası’nda iki gol ve iki asistle takımının son on altı turuna yükselişinde önemli bir rol oynamıştı. Mamelodi Sundowns kalecisi Ronwen Williams, Afrika Uluslar Kupası’nda gösterdiği muhteşem performansla dünya futbolunun radarına girmeyi başardı. Aynı kulübün orta sahası Teboho Mokoena ise oyun kuruculuğuyla takımın tempo sahibi konumunda görev yapıyor. Romanya ekibi FCSB’de top koşturan Siyabonga Ngezana ise Avrupa Ligi sahnesinde aldığı görevlerle savunmanın en deneyimli oyuncusu durumuna geldi. Tecrübeli forvet Percy Tau da Katar Sports Club’da formasını giyiyor ve milli formaya kattığı değerle hücum hattının kayda değer alternatiflerinden biri olarak görülüyor. Genç stoper Mbekezeli Mbokazi ise Afrika Uluslar Kupası’nda elde ettiği tecrübeyle Dünya Kupası’na hazır bir görüntü sergiliyor.
A Grubu mücadeleleri üç ayrı şehirde, üç farklı stadyumda futbolseverlerle buluşacak. Dünya Kupası ne zaman başlıyor sorusunun yanıtı çoktan netleşti. Açılış müsabakası 11 Haziran 2026 Perşembe günü Meksika ile Güney Afrika arasında oynanacak. Bu tarihi randevu Estadio Azteca’da, Doğu saatiyle 15.00’te yani Türkiye saatiyle 22.00’da başlangıç düdüğüyle başlayacak. Aynı gün ikinci grup karşılaşmasında Güney Kore, Çekya ile Estadio Akron’da, Guadalajara’nın yakınlarındaki Zapopan’da, Doğu saatiyle 22.00’da, Türkiye saatiyle ise ertesi gün 05.00’te kozlarını paylaşacak. Açılış töreni de aynı tarihte Estadio Azteca’da gerçekleştirilecek. Bu stadyum hem 1970 hem de 1986 Dünya Kupası açılış maçlarına ev sahipliği yapmış, futbol tarihinin en efsanevi mekanlarından biri konumunda. Stadyumun seksen bin civarındaki seyirci kapasitesi, atmosferi en üst seviyeye çıkartacak.
İkinci hafta randevuları 18 Haziran 2026 Perşembe günü oynanacak. Çekya, Güney Afrika ile Atlanta’daki Mercedes-Benz Stadyumu’nda Doğu saatiyle 12.00’da, Türkiye saatiyle 19.00’da rakip olacak. Aynı gün Meksika ile Güney Kore, Estadio Akron’da Doğu saatiyle 21.00’de, Türkiye saatiyle ise ertesi gün 04.00’te karşı karşıya gelecek. Mercedes-Benz Stadyumu yetmiş bin civarındaki seyirci kapasitesiyle ABD’nin en modern arenalarından biri olarak biliniyor. Estadio Akron ise yaklaşık kırk altı bin kişilik kapasitesiyle Meksika’nın gözde stadyumlarından biri konumunda.
Üçüncü ve son haftanın maçları 24 Haziran 2026 Çarşamba günü eş zamanlı şekilde oynanacak. Çekya ile Meksika randevusu Estadio Azteca’da, Güney Afrika ile Güney Kore karşılaşması ise Monterrey’deki Estadio BBVA’da Doğu saatiyle 21.00’de, Türkiye saatiyle ertesi gün 04.00’te başlayacak. Eş zamanlı oynanma kuralı, son hafta Dünya Kupası puan sıralamaları üstünde adil bir rekabet ortamı yaratmak amacıyla uygulanan klasik bir uygulama. Estadio BBVA, Monterrey’deki yaklaşık elli üç bin kişilik kapasitesiyle Meksika’nın en yeni ve teknolojik stadyumları arasında. Meksika’nın üç maçından ikisini Estadio Azteca’da çıkacak olması, ev sahibi avantajını maksimum noktaya taşıyacak. Bu durum rakipler tarafına ciddi bir psikolojik dezavantaj olarak yansıyacak. A Grubu ikincisi 28 Haziran tarihinde Los Angeles’taki SoFi Stadyumu’nda B Grubu ikincisiyle karşılaşacak. Bu detay da takımların ikinci basamağa yerleşmeleri durumunda yollarının nereye düşeceği konusunda fikir veriyor. Tüm bu maçları Türkiye’de TRT1 ve TRT Spor ekranları aracılığıyla canlı olarak izlemek mümkün olacak.
Meksika, ev sahibi sıfatıyla doğrudan kota hakkını elde ettiği için resmi eleme maçları sahaya çıkmadı. Ne var ki boş durmadı; CONCACAF Uluslar Ligi ve Altın Kupa gibi resmi turnuvalarda boy göstererek formunu üst seviyede tutmaya çalıştı. 2025 Uluslar Ligi’nde tarihinde ilk defa zirveye ulaşan El Tri, akabinde 2025 Altın Kupa’sını da kaldırarak art arda iki kupayla son hazırlıklarını tamamladı. Bu süre zarfında Aguirre, takımın hem savunma disiplinini hem de hücum yelpazesini test etme imkanı buldu. Hazırlık karşılaşmalarında Portekiz ve Belçika gibi Avrupa’nın güçlü ekipleriyle rakip oldu ve bu maçlarda toplanan veriler kadronun derinliği konusunda kritik veriler sundu. Aguirre 2024 Temmuzunda göreve başlamış ve Meksika tarihinde üçüncü defa milli takımın dümenine geçmişti. Daha önce 2002 ve 2010 Dünya Kupalarında Meksika’yı son on altı takım arasına taşımıştı.
Güney Kore’nin eleme yolculuğu Asya futbolunun en istikrarlı performanslarından birine sahne oldu. Üçüncü turda altı galibiyet ve dört beraberlikle on iki maçı yenilgisiz tamamlayan Taegeuk Savaşçıları, on bir art arda Dünya Kupası tecrübesi rekorunu sürdürdü. Yalnızca beş ülkenin daha üstün bir art arda katılım rekoru bulunuyor. Son Heung-min, eleme kampanyasında bulduğu on golle takımına önderlik yaptı. Hong Myung-bo, Jurgen Klinsmann’ın görevinden ayrılmasının akabinde göreve gelmiş ve takımı kısa bir süre içinde toparlamayı bilmişti. Hong, daha önce 2002 Dünya Kupası’nda futbolcu olarak ülkesini yarı finale taşıyan kahraman kuşağın bir üyesiydi ve o turnuvada Asyalı bir oyuncuya verilen ilk Bronz Top ödülünü kazanmıştı. Antrenörlük serüveninde ise Ulsan Hyundai ile K Liginde şampiyonluk sevinçleri yaşamıştı. Ülkesi son olarak 2022 Katar Dünya Kupası’nda son on altı takıma kalmış ve burada Brezilya engeline takılmıştı.
Çekya’nın eleme yolu ise dramatik anlarla bezeliydi. UEFA elemelerinin grup aşamasında Hırvatistan’ın peşinden ikinci basamakta tamamlayan Çek ekibi, play-off’a yolladı. Yarı finalde İrlanda karşısına çıkan Çekya, iki gol gerideyken maçı çevirip penaltılarla bir üst tura yükseldi. Final maçında ise Danimarka ile Prag’daki Letna Stadyumu’nda 2-2 berabere kalan ekip, penaltılarda 4-3 üstünlük yakalayarak yirmi yıllık özlemin sonunu getirdi. Aralık 2025’te göreve başlayan yetmiş dört yaşındaki Miroslav Koubek, Ivan Hasek’in yerine geçerek takımı kısa sürede stabilize etmeyi başardı. Eleme grubunda Karadağ’ı iki kere geçtiler, Cebelitarık’ı 6-0 ezerek averaj yarışında öne geçtiler. Faroe Adaları’na yedikleri 2-1’lik mağlubiyet ise kampanyadaki tek aksaklık olarak hafızalara kazındı.
Güney Afrika’nın seyahati de pürüzsüz olmadı. Afrika elemelerinin C Grubu’nda mücadele veren Bafana Bafana, on maçta on sekiz puan toplayarak grup liderliğini Nijerya’nın elinden çekip aldı. Ekim 2025’te Ruanda’yı 3-0 yenmesi, takımın doğrudan turnuvaya katılım hakkını perçinleyen sonuç oldu. Ancak yolculuk dümdüz ilerlemedi; uygunsuz oyuncu kullanımı sebebiyle Lesotho karşısında 3-0 hükmen mağlup sayılmaları, kampanyanın en kritik viraj noktalarından birini oluşturdu. Hugo Broos’un yönetimindeki ekip, son maçta gerekli sonucu çıkararak on altı yıllık aranın ardından Dünya Kupası’na geri dönüş yaptı. 2010’dan bu yana ilk defa global organizasyonda boy gösterecek olan Güney Afrika için bu turnuva, yeni bir kuşağın uluslararası arenadaki sınavı olacak. Ülke daha evvel 1998 Fransa, 2002 Kore-Japonya ve 2010 ev sahipliği yaptıkları turnuvalarda boy göstermiş, 2010’da grup aşamasını geçemeyen tek ev sahibi olarak hatırlanmıştı. Bu defa farklı bir senaryonun peşindeler ve özellikle Lyle Foster’ın gol katkısı, bu hedefin en kritik ayağını oluşturuyor.
Beklentiler ve Sürpriz Çıkma İhtimalleri
A Grubu’nun en büyük çekiciliklerinden biri, takımlar arasındaki dengeli güç dağılımı. Meksika favori olsa da, ev sahibi baskısının olumsuz yansımalarını geçmişte tatmış bir ekip olduğu unutulmamalı. 2002 ve 2010 senelerinde ikinci tura çıkan Aguirre yönetimindeki Meksika, “beşinci maç” olarak adlandırılan çeyrek final hayalini bu sefer en azından on altılı tura kadar yürütmekte kararlı görünüyor. Estadio Azteca’da oynanacak iki müsabakanın sonucu, Meksika’nın grup aşamasını ne biçimde geçeceğini tayin edecek en kritik unsur. Açılış maçında Güney Afrika engelini geride bırakabilirlerse, kalan iki müsabaka çok daha rahat geçebilir. Ne var ki 2025’te Güney Afrika ile yapılan hazırlık karşılaşmasında 2-2 berabere kalmaları, El Tri’nin bu maçı asla küçümsememesi gerektiğinin somut göstergesi olarak akıllarda yer buluyor.
Güney Kore, Son Heung-min’in muhtemelen son Dünya Kupası tecrübesi olacak bu turnuvaya duygusal motivasyonla giriyor. Onların 2002’de yakaladığı yarı final başarısı hala Asya futbolunun en büyük efsanelerinden biri olarak yerinde duruyor. İtalya ve İspanya’yı eleyerek yarı finale yükseldikleri o turnuva, yeni nesillere ilham olmaya devam ediyor. 2010’da son on altı takım arasına kalan ve 2022 Katar Dünya Kupası’nda da yine bu tura yükselen Güney Kore, son on altı turunu hedef tahtasının ortasına yerleştiriyor. Hong Myung-bo’nun deneyimi ve takımın disiplinli yapısı, bu hedefin gerçekçiliğini güçlendiriyor. Lee Kang-in ile Hwang Hee-chan’ın hücum kombinasyonu, Son’un yaşıyla birlikte yavaş yavaş azalan fizik gücünü dengeleyebilecek nitelikte.
Çekya, on altılı tura yükselme noktasında gerçekçi bir hedefe sahip. Kafa topu hakimiyeti, fiziksel güç ve Soucek-Krejci ikilisinin liderliği takımın belirleyici özellikleri arasında. Ne var ki yaratıcı oyuncu sıkıntısı ve savunmaya çekilen rakipler karşısında çözüm üretmedeki zorlanmalar açıkları olarak masaya yatırılıyor. Patrik Schick’in golcü kimliği bu engelleri aşma yolunda anahtar görev üstlenebilir. Provod’un Lyon’daki muhteşem sezonu, takımın hücum üretkenliğine yeni bir soluk getiriyor.
Güney Afrika ise grubun “kara at” misyonunu üstlenebilir. Genç ve yetenekli kadrosu, Hugo Broos’un disiplinli yaklaşımıyla birleştiğinde sürpriz sonuçlara imza atabilir. Lyle Foster’ın forma durumu, takımın hücum verimliliğini doğrudan şekillendirecek. Ronwen Williams gibi seviyeli bir kalecinin varlığı, savunmanın güvence altında olduğunu gösteriyor. Mokoena’nın orta saha kontrolü ve Mofokeng gibi taze yeteneklerin atak hattına sunacağı katkı, Bafana Bafana adına sürpriz sonuçların kapısını aralayabilir.
Toplam değerlendirme yapıldığında 2026 Dünya Kupası A Grubu, turnuvanın en dengeli gruplarından biri olarak öne çıkıyor. Açılış maçının buradan oynanacak olması, gözlerin ilk dakikadan itibaren bu gruba çevrilmesine sebep oluyor. Meksika’nın gücü, Güney Kore’nin Asya istikrarı, Çekya’nın Avrupa klasik anlayışı ve Güney Afrika’nın geri dönüş öyküsü, bu grubu özel kılıyor. Futbolseverler için A Grubu’nun her maçı ayrı bir yerde duracak. Estadio Azteca’daki açılış randevusu, milyonlarca kişinin tarihe kazınacak bir an yaşaması anlamına geliyor. Sonuç olarak favori Meksika gözükse de, üç takımın ikinci tura çıkma şansı her maçı kritik kılıyor. TRT1 ve TRT Spor ekranlarından Dünya Kupası canlı yayın akışını izleyecek futbolseverlere A Grubu büyük keyif vaat ediyor.
Dünya futbolu geçen hafta oynanan bir maç dolayısıyla 2026 FIFA Dünya Kupası ve onun Meksika’daki geleceğini tartışıyor. Bilindiği gibi spor ve şiddet tarih boyunca ne …